30 Nisan 2011 Cumartesi

Zaten o beni anlayamazdı.
Neden böyle bir şey yaptım bilmiyorum.
Neden saçma sapan şeyler hayal edip durdum anlam veremiyorum.
Şurada buluşuruz, benim sevdiğim bir yere gideriz yada belki o daha güzel bir yer biliyordur oraya gideriz.Bir şeyler içeriz.

Neden hayal edip durdum. Ve neden şimdi o hayaller acıtıyor. Artık ismini hiç bir yere yazmadığımı fark ettim. Artık tahammül edemediğimi. Hiç yakışmıyorlar keşke yanındaki sen olsaydın demelerine susun çok yakışıyorlar diye cevap verdiğimi biliyorum.Ne yaptığımı bilmiyorum.Zaten hiç bilmedim.Seni sevdiğimi biliyorum, sevmediğimide.

27 Nisan 2011 Çarşamba

Okulda sigara içebilmeyi bir süreliğe erteledik çünkü neredeyse yakalanacaktık. Ancak bu gün her gün gittiğimiz yerin aksine okululun bir sokak ilerisindeki bi apartman önüne pusu kurduk. Yaklaşık 7 kişiydik. Daha önce okul formasıyla okul yakınında sigara içmenin suç olduğunu sigara izmaritini yere attığımda sert bakışlarını üstümde bulduğum polisten öğrenmiştik. Ancak bu sefer herkes sigaralarını içiyor muhabbet yapılıyordu. Herşey gayet güzeldi taki polis arabasını sesini duyana kadar. Bir anda hepimiz sol taraftan koşmaya başladık düşenler bile oldu. Polis olduğunuz yerde kalın diyordu bizse koşuyorduk, bir kaç yere girip sonunda polisleri atlattık. Ancak bu yaşadığımız şey bana aksiyon filmlerini aratmadı değil. Polislere etmediğim küfürün kalmadığını anlamış olmanız gerekir. Alt tarafı bir sigara biz bunun sonuçlarını ve herşeyi bilip yinede içmeye katlanıyorken onların bir hırsızmışız edasıyla bizi yakalama istekleri yok mu beni deli ediyor. üstelik bizlere sigara içmeyin bilmen ne diye nutuk atan idarecilerimizin her gün odalarında fosur fosur sigara içtiklerini bildiğimiz halde susmamız yok mu her neyse... 20 dakikalık aramızda zamanın yetebildiği kadar sigara içip biraz rahatlamaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Polislerin bu ''suçlu yakalayalım polisiz abi biz'' kafasını bir avuç son demlerini yaşayan zararsız lise öğrencisine değilde gerçek suçlulara uygulamasını isterdim.

24 Nisan 2011 Pazar

Hayatımda kimsenin toparlayamayacağı darmadağınık dönemlerim oluyor o dönemlerde annem aklıma geliyor, keşke annemi sevseydim diyorum.

22 Nisan 2011 Cuma

Hayatınızda alışkanlık olarak gördüğünüz bir adamı kendinizden uzaklaştırmak ne demektir. Düşündüm bunu, çünkü şu an resmen onu yapıyorum. Şimdi bana, 'gel bir şeyler olacak düşünelim bak yapma böyle' diyor. Nikah şahitlerini bile düşünmüş. Ben ne kadar hevesli ve gerizekalı diye düşünüyorum. Onu kovuyorum. Onu seviyordum. Şimdi ne oldu.Aradan biraz zaman geçti. Ve ben başkasını bulmaya çalışırken kaybettim. Ben aptalım mutlu olmayı bilmeyen bir aptal. Üstelik bunu bana kendimden başka söyleyenlerde var. Ben mutluluk istemiyorum ben mutluluk isteseydim şimdi ellerimi tutmak isteyen adama giderdim ama ben mutlu olmak istemiyorum ve hala onu bekliyorum. En büyük aptallardan biriyim.Hayatım darmadağınık.Keşke annemi sevseydim.

19 Nisan 2011 Salı


Bugün en çok onu gördüm bugün en çok ona baktım. O kadar çok koştu ki. Gene onu sevdim. Gözyaşlarımı tuttum. Karşısında durdum, gülümsedim. Koştu. Bir şeyler hep ters 'onu görmeyeyim kaldıramam bunu' dediğim zamanlar onun dank diye karşıma çıkıp gitmemesi. Orada öylece kalması falan. Bilemiyorum hani hayatınızda hep eksikliğini duyduğunuz bir şey vardır ya kimine göre bir anne, kimine göre baba veya bir arkadaş bazende bir sevgili. Sevgilide değil sadece yanınızda nefes almasını istediğiniz insanlar vardır. Ama uzaktır ya hani. Koşsanız, koşamazsınız o gelsin diye beklersiniz ya hani. Öyle bir şey.

15 Nisan 2011 Cuma

TARIK AKANIN GENÇLİĞİ HERKESTEN YAKIŞIKLI.

Sigaram yok camel dan başka bir şey içmek pek hoşuma gitmese de milletten isteyince içmek zorunda kalıyorsun. Eskişehire gidebilme olanağım var ehe bi günlükte olsa olsun.OLSUN LAN.

14 Nisan 2011 Perşembe


Bazen hikayeler elimize tutuşturulduğu gibidir. Filmlerde hep esas oğlanla esas kız çarpışır kitaplar bazısında düşer bazısında düşmez. Ama toplanır. Bizimkinde düşen benim kalbim oldu paramparça oldu demeyeceğim henüz o kadar hasar yok ama zamanla daha çok bölünüyor. Düşüyor, bir şeyler oluyor.

Kadıköy de bir sokakta bırakıyorum seni Ataşehir de karşıma çıkıyorsun. Ellerin dolu, poşetlerle değil kanlı canlı ellerle.

Bir gece sadece seni sevmiştim. Gözlerim sadece seni düşünerek ağlamıştı. O iki dakikalık görüşmemizi zihnimde 15.000 kere canlandırmıştım. Sigara kokar olmuştum. Ufacık şeylere ağlardım. Bütün gün uyurdum. Sonra ne mi oldu. Ellerin koyu tenli bir kızın ellerindeydi. Onun kendisini öldürmesinden korkup ona gitmiştin. Ölürüm demişti. Ölmemişti.


Bütün gün soğukta sigara içmek öldürmüyordu insanı, alışmıştım. Sigara, çakmak ve mont üçlüsüyle uzun zaman arkadaş olduk. Şimdilerde sigara ve çakmakla birlikteyiz ancak nisan yağmurları devam ederse montta bize bir süre katılmak zorunda kalacak.Ne saçmaladığımın tamamen farkında olmadığımı şuanda bunu okuyan kişinin bilmesini isterim çünkü ben hiç tek başına bira içmeye gidip zırlayan insanlardan olmamıştım. Ama artık neyse anlayın. Sigaramda bitti.

10 Nisan 2011 Pazar


En güzeli senin ellerindi benimkiler değil. Hep benimkilere güzel diyorlardı. Kimse görmüyordu seninkileri.Ben sigara içmiyordum, bugün yine başladım. Ben senide sevmiyordum.

9 Nisan 2011 Cumartesi

Bana de ki ağlama.

Çünkü o kız seni seviyormuş, seni hakediyormuş gibi yapacağım. Yoksa ağlarım. Ben seni çok seviyorumlu cümleler kurmamam lazım o seni benden daha çok seviyor, sevecek. Mutlu ol bilmem ne demek lazım.

Birisi bana sofradan kalk desin.

Aksi taktirde bütün sinirimi tabaklardaki yemeklerden çıkaracağım.

Birisi bana bu kadar çok uyuma desin.

Çünkü artık onu rüyalarımda görmüyorum, rüyalarıma girmesi için bütün uyusam da bir şey değişmiyor.Neden yoksun rüyalarım seni hakediyor.

Birisi bana bu tavırları bırak desin çünkü onun elini tutuşun gözüme geliyor. Yapamıyorum. Bir şeyler tıkanıyor. Bırakamıyorum.

leonard cohen- famous blue raincoat dinleyin.

Zaten artık burayı kimse okumuyor.
İhtiyacım olan insanların uzakta olmaları o kadar çok sinirimi bozuyor ki. Işınlansam eskişehire, muğlaya, ankaraya, bursaya. Ben sevgiye doyamıyorum. Çay demleyip tek başına içmek bile sinirimi bozuyor.

6 Nisan 2011 Çarşamba

şuan için seni sevmiyorum yarın ne olacağımız belli değil.

Hayat her zaman mutlu olamaz. Rüzgarlar buna izin vermez. Bir şubat gelir her şeyi indirir gider. Dımdızlak kalırsın. Bir mart var ki hiç sorma. Tavşan görmeyeli 1 yıl oldu. Seni görmeyeli kaç saat.

Bütün sıvı bulaşık deterjanlarına pril demek yada bütün çamaşır sularına ace demek babanne olmak demek. Böyle bir şey.

5 Nisan 2011 Salı

Bilirsin bir şeyleri görmezden gelmenin ne kadar zor olduğunu.

İnsanların buna izin vermemek için ne kadar uğraştığını.

Birilerinin ellerinden kayıp gittiğini sende hissetmişsindir.

Parmakların arasından düşen sensen yere çakıldığında ancak kayıp gidenin kendin olduğunu anlarsın.

İnsanlar sokak hayvanlarını elleriyle okşarken, sen gözlerinle seversin onları.

Birisini gözlerinle sevmenin ne demek olduğunu iyi bilirsin.

Ona dokunmadan, konuşmadan sevmenin ne demek olduğunu.

4 Nisan 2011 Pazartesi

Ehliyet almaktan bildiğin korkuyorum sanki ben araba kullansam ülkede insan kalmayacak hepinizi ezip geçecekmişim gibi.
 
 
Copyright © Tanrım!
Blogger Theme by BloggerThemes Design by Diovo.com
This template is brought to you by : allblogtools.com | Blogger Templates