28 Eylül 2013 Cumartesi
geçmiyor ki. hiçbir zaman tam olarak geçmiyor. lisede elime çay döktüğüm zaman ki gibi. önce çok acıtıyor. ağlatıyor. kızarıyor. kabuk bağlıyor. sonra kabuk soyuluyor. iz gidiyor. ama sadece iz gidiyor işte. ben üzerinden ne kadar zaman geçmesine rağmen o acıyı hissediyor muyum? hissediyorum. elimin nasıl yandığı ve canımın nasıl acıdığını unutuyor muyum. unutuyorum. peki elime baktığımda aklıma gelmiyor mu. geliyor. geçmiyor işte. hiçbir zaman hayatımızı etkileyen olaylar geçmiyor. zaman her şeyin ilacı değil. yanık merhemi elimde işe yarıyor olabilir, ama hafızam için eksik kalıyor.
21 Eylül 2013 Cumartesi
bir şarkının bir yerinde telefonum çaldı zannettim. arayan sensin sandım. bir şarkının bir yerinde telefonum çalmadı. sen asla aramadın.
10 Eylül 2013 Salı
5 Ağustos 2013 Pazartesi
bu hikayenin esas kızı kim? bu hikayenin esas kızı ben değilim çok belli. bu hikayenin esas kızı benden çok uzaklarda, sana çok yakın besbelli. bu hikayenin esas kızı yanında şuan ya da henüz tanışmadınız. belki birgün ona sırılsıklam aşık olacaksın. çok etkilenip herkese onu anlatacaksın. belki oldun bile. ben artık mutlu sonla biten bi hikayenin esas kızı olmak istiyorum. ben artık insanların giderken bıraktığı arda kalan olmak istemiyorum. ben artık içimden seni atmak istiyorum. ben artık anneme kızmamak babamı suçlamamak istiyorum. ben artık herkese kendimi açmak korkup kaçmadan yaşamak istiyorum. ben artık esas kız olamayacağımı biliyorum.
31 Temmuz 2013 Çarşamba
bak tam buraya bırakıyorum. seni hatırlamayı, ağlamaları, öfkemi, hatıranı, ellerini bak tam buraya bıraktım. bir daha karşıma çıkmasınlar. çünkü buram acıyor. bak ben seni burada bitirdim. kadıköy sokaklarında. her köşeden seni görme umudu ve korkusuyla bak ben ilk defa birini kadıköyden nefret edecek kadar çok sevdim. bak ben seni hak etmedim. bak sen çok güzelsin aynı zamanda çok kötü. sen beni nasıl özlemezsin.
24 Temmuz 2013 Çarşamba
1 Temmuz 2013 Pazartesi
oç
kafamda kurdum. aradığını. sesini düşündüm her zaman ki merhaba deyişini. sanki beni bir daha arama diyen ben değilmişim gibi ısrarla aradığını hayal ettim. konuştuğumuzu. sanki hiçbir şey değişmemiş gibi konuşmanı. bi keresinde kürtçe seni seviyorum demiştin. metrodaydık. çok güzeldi. o gün orada tam bir saat hiçbir şey yapmadan dikildik. birisi şey yazmış ''memories, they cut like knives''. bana daha fazla hatıra bırakmamak için gittin sonrasında canım daha çok yanar diye. zeki oç.
30 Haziran 2013 Pazar
birilerinin sana ne kadar güzel veya yakışıklı olduğunu söylemesine ihtiyaç duyuyorsun. birilerinin seni sevmesine seninle vakit geçirmesine ihtiyaç duyuyorsun. insan ne kadar aciz ve garip.
24 Haziran 2013 Pazartesi
arama. daha fazla zedeleme. karşılaşmayalım ne olur. kadıköy sokaklarında bu kadar korkuyla yürüyeceğim aklıma gelmezdi. birisi bir şey yazmıştı ''kimseyi kadıköyden nefret edecek kadar çok sevmek istemiyorum'' diye. kadıköyden nefret ediyorum. yaşadığım yerden.
19 Haziran 2013 Çarşamba
17 Haziran 2013 Pazartesi
çünkü sen o anları zihninde depolamışsındır. fotoğraf aklına gelmez. çünkü nasılsa hep yanında kalacaktır. çünkü nasılsa her elini uzattığında tutacaktır. çünkü o hep senin. arasan sesini duyacaksındır. fotoğrafa ne gerek var ki dersin. öyle miymiş?
14 Haziran 2013 Cuma
30 Mayıs 2013 Perşembe
24 Mayıs 2013 Cuma
toza sor
"uzun parmaklarını aç ve yorgun ruhumu geri ver. ağzınla öp beni çünkü açım ekmeğe. burun deliklerime yitik kentlerin kokusunu üfle ve ellerim unutulmuş bir güney sahilini andıran beyaz gerdanında, ölmeme izin ver. şu uykusuz gözlerimdeki özlemi al ve bir güz tarlasında uçuşan kırlangıçları besle onunla çünkü seni seviyorum, ve adın dönmeyen sevgilisi için son nefesini verirken gülümseyen cesur prensesin adı kadar kutsal"
18 Mayıs 2013 Cumartesi
14 Mayıs 2013 Salı
yemin ederim sadece başımı omzuna yaslayarak senelerimi geçirebilirim. çok sevmekten korkuyorum. ama sakalları bile öyle güzel ki allahın cezası.
13 Mayıs 2013 Pazartesi
12 Mayıs 2013 Pazar
bir insan babamı sevmiyorum dediği zaman bu normal karşılanıyor ama annemi sevmiyorum dediğinde garipseniyor. sanki tüm anneler çok iyiymiş gibi. herkesi kendi anneniz gibi sanıyorsunuz. öyle değil ki.
dün hediye aldık annesine. yarın anneler günü dedim annene bir hediye al aranızda düzelir hem. gidip el işi hoş bir şey aldık. yüzüm düştü. neden düştü. anneler gününü hiç kutlamadım diye. annemi sevemiyorum diye. annemi suçluyorum diye. onun annesiyle arası çok iyi diye. onun annesi çok iyi benim ki değil diye. kıskandım mı. evet. yüzüm düştü. benim annem senin annen olur dedi. bi gün belki birlikte onun anneler gününü kutlarız dedi. bana söz verme dedim. şimdilik güzel. sonrası umurumda değil. annemi aramadım bile. aramayacağım. aramıyor zaten. sonra pişman olurum belki. olurum. öldüğünde belki keşke derim keşke daha çok zaman geçirseydik. ama o da bunu demedi benim için. demedi. yanımda değildi. sonra pat diye pat diye ortaya çıktı sanki herşey düzelebilirmiş gibi. sanki biz mutlu bir aileymişiz gibi. değiliz. hiçbir zaman olmadık. olamayacağız. ablama anneler günün kutlu olsun diye mesaj attım.
2 Mayıs 2013 Perşembe
Bi seyi çok isteyince olmuyor. En azindan ben isteyince olmuyor. Inanmak basarmanin yarısı değil. Inanirsak olur bence de değil. Çünkü bence artık öyle degil. Ama neyse ya. Kışlıkları kaldırdık.
22 Nisan 2013 Pazartesi
-seni sen olduğun için seviyorum.
-sende ki merhameti, iyi niyeti ve masumiyeti gördüm.
-ama ben bunların farkında değilim.
-aptal, farkında olsan zaten yapmacık olurdun. dedi.
24 Mart 2013 Pazar
servisi çok kötü yapan garsona bahşiş bıraktım belki derdi vardır. (yaş 50)
kinder sürpriz aldım içinden çıkan oyuncağı metroda yürüyen merdivenlerde düşürdüm squidward üm düştü diye bağırdım. yaş(5)
17 Mart 2013 Pazar
aslında ne Türk’üz, ne Kürd’üz, ne Ermeni’yiz
öyle bir ‘baba’mız var ki Hrant, hepimiz yetimiz
-Yetimler Gazeli/H.Ergülen
10 Mart 2013 Pazar
geçen sene birisi gelip seneye bunları bunları yaşayacaksın dese ya bi siktir git ne saçmalıyosun derdim.
27 Şubat 2013 Çarşamba
ölüm var diye yaşamayacak mıyız demiş gecenin bir yarısı. bitecek diye yaşamamak. biteceğini bildiğin bir şeye başlamamak. ben hep bunu yapmıştım. o yüzden hayal kurarken korkuyorum. o korkusuz bi şekilde bi sürü kocaman hayaller kurarken ben susuyorum. anlıyor haliyle. ya da ben öyle umuyorum. evimize yemeğe kimleri çağıracağımızı kimlerin yatıya kalacağını bile düşünmüş. ben geleceğe yatırım yapıyorum diyor mühendis bey.
26 Şubat 2013 Salı
"I’m completely empty. Do you know what it means to be completely empty? Being empty is like an unlived-in house. An unlocked unlived-in house. Anybody can come in, any time they want. That’s what scares me the most."
― Haruki Murakami
It was not a condition I wanted to share with people for I was quite sure they did not even have the slightest potential of understanding where I was coming from or what exactly I had been feeling. They tried to merely rephrase what they thought they had heard and therefore I’d always end up feeling even more alone than before opening up to them. No words can cover soul emptiness and sometimes all you wish for is not a human approach only for the sake of “approaching” and verbalizing what people think you are trying to get across. Sometimes human warmth and intimacy is all about sitting in the most random bench of the city and genuinely listening to the other person. You do not need to offer a solution, you do not need to use other words to say the same thing, you do not even need to make the other person feel better. You need to only listen."
― Diane Arbus
22 Şubat 2013 Cuma
20 Şubat 2013 Çarşamba
hayaller kuruyoruz. bu oldukça korkunç bir şey. o hayallerin götümüzde patlama olasılığı. hayal kırıklığı. sanırım o kurduğumuz hayallerin gerçekleşmemesi değil de beni üzecek tek şey ona bir şey olması. ona bir şey. olmasın. korkma ölmiycem dedi.
19 Şubat 2013 Salı
bilalalalele
okul bitince evleniriz. ama askerlik var. beklersin di mi.
beklerim.
ama ben askere gitmek istemiyorum ki. hapsi boylarım. beklersin di mi.
beklerim. temiz çamaşır getiririm.
oh rahat rahat sıçarım.
şunu dinlesenize http://www.youtube.com/watch?v=0uDlvl7jNn8
15 Şubat 2013 Cuma
7 Şubat 2013 Perşembe
bunca zaman hayatıma kimseyi almayışımın, hepsinden kaçışımın öyle mantıklı sebepleri vardı ki. insan kırılacağını bildiği zaman kimseye yanaşmıyor ya da uzaklaşıyor.
5 Şubat 2013 Salı
eksiklik
gelip yanıma oturdu. sever gibi yaptığımız onca insanın arasında o gelip benim yanıma oturmuştu. o zamanlar sigara içtiğini bilmiyordum. o zamanlar onun hakkında hiçbir şey bilmiyordum. onu hiç bir zaman tanımadım. tanıyamayacağım. sigara yaktı. hiçbir şey demedi. sustu. ben zaten alışkındım. onunla konuşmaya niyetim yoktu. hiçbir zaman olmamıştı. hep görmezden gelmiştim çünkü. güzeldi. güzel bir yüzü. uzun boyu vardı. herkes beğenirdi onu. yetenekliydi. çok uğraşmış benimle konuşmak için. çok çabalamış. çok sonradan öğrendim bunu. o gün orada otururken pes etmiş aslında. benim olayım buydu insanları görmezden gelmek, içine kapanmak, sever gibi yapmak. sonra canım yandı ama. öldüğünü duyunca. bir gün bir telefonla. nasıl ya. nasıl yani diyip durdum. evin içinde bir odadan başka odaya geçerek sadece nasıl yani diyebiliyordum. hiçbir şey yapamadım. ölümden hiçbir zaman korkmamıştım. hayatımdan vazgeçebilecek bir insandım.
24 Ocak 2013 Perşembe
22 Ocak 2013 Salı
biliyorum ben de öyleyim ama bu bizim sevilmeye layık olmadığımızdan değil aile yapımızdan ilgi görmememizden değerimizi eşşek kadar olmamıza rağmen anlamayıp dünyanın en değersiz insanı hissetmemizden. dedi.
10 Ocak 2013 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


