Dün minibüsteyken yanımda ki yaşlı adam, birkaç saat önce tanıştığı, rehebilitasyon merkezine abisini görmeye gelen bir çocukla bir şeyler konuşuyordu.
-Kaç yaşındasın sen? Okuyor musun?
-On altı, aslında on yedi ama iki sene okula gidemedim amca ben,lisedeyim sınıf başkanıyım bir de ha.
-Aferin oku oku bak benim oğlum okumadı uyuşturucuya paraları verdi şimdi ne halde.
-Ben öyle olmam amca. Abim öyle benim, babamın elinde avucunda ne varsa abime verdik. Babam bıraksın kullanmasın bir daha diye onu tatillere yolladı, her istediğini yaptı ama o bırakamadı. Babam yine de helali hoş olsun diyor. Şimdide burda yatıyor işte. Hep geliyoruz, annem hasta ama o pek gelemiyor. Senin yolun uzun mu amca?
-Uzun tabi, Yalovadan geliyorum.
-Yalova da güzel yer yazlığı vardı benim dedemin orda, dedem çok zengin ama aksi adam. Güzel yer oralar. Ama uzakmış be amca zor olmuyor mu?
-Oluyor tabi ne para dayanıyor ne beden. Her gün oğlumu görmeye geliyorum buraya. Yolları karıştırıyorum hep, şoförler hala öğrenemedin mi İstanbulu diyor. Okumam yazmam yok büyük şehir bura, öğrenemedim gitti. Hastanenin karşı kaldırımına bir karton atacağım bir de battaniye, git gel yapmayayım artık para dayanmıyor zaten.
-Sen oğlunu çok seviyorsun be amca.

0 yorum:
Yorum Gönder
du bişe dicem.